1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Ahmet Altan'dan Baykal Analizi
Ahmet Altan'dan Baykal Analizi

Ahmet Altan'dan Baykal Analizi

A+A-

Ahmet Altan/Taraf

Baykal...

Deniz Baykal’ın ne istediğini bilen kimse var mı bu ülkede?

Ne istiyor Baykal?

Nasıl bir Türkiye istiyor?

Sanırım bunun kesin cevabını bilen kimse yok.

CHP’liler, bir ihtimal, “tam bağımsız, laik bir Türkiye istiyor” diyeceklerdir.

Olabilir, belki de istediği odur.

Peki, o zaman şunu sormamız gerekmiyor mu, “niye Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkmıyor?”

NATO’ya üye bir ülkenin tam bağımsız olması mümkün mü?

Bütün NATO üyesi ülkeler birbirlerine bağlı ve bağımlılar.

Herkes birbirinin ordusunun yapısını, silahını, planını bilir.

Baykal, “tam bağımsızlık” adına Avrupa Birliği’ne mesafeli, Avrupa’nın hukuk standartlarının Türkiye’de uygulanmasına muhalif ama NATO konusunda çok sessiz.

Buna baktığım zaman ben “tam bağımsızlık” isteği göremiyorum doğrusu.

Avrupa konusunda “bağımsızlığı” çok vurguluyor ama NATO konusunda “bağımsızlık” nedense aklına gelmiyor.

Tuhaf değil mi?

Laikliğe gelince...

Baykal’ın “laiklik” konusunda bugüne dek ortaya koyduğu en önemli ölçü “türban”dı benim görebildiğim kadarıyla.

Abdullah Gül’ün eşi türbanlı diye yapmadığını komadı.

Türban yasası çıktığında Anayasa Mahkemesi’ne giderek yasayı iptal ettirdi.

“Çünkü türbanı siyasi bir simge olarak görüyordu,” diyebilirsiniz.

Türbanın “siyasi bir simge” olmasının ne zararı var, bunu demokrasi açısından ayrıca tartışabiliriz de burada asıl söylemek istediğim, “türban”a bu kadar karşı olan, türban nedeniyle siyasi ortamı altüst eden Baykal neden partisine türbanlılarla çarşaflıları aldı?

“Her mahallede Kuran kursu” siyasetine dört elle niye sarıldı?

Hem “türban”ı laiklik karşıtı görüp hem türbanı sahiplenmenin mantığı ne?

Türban “tehlikeli siyasi bir simgeyse” Baykal onları niye partisine kabul ediyor?

Öyle değilse neden bütün siyaseti “türban” çığlıklarıyla altüst etti?

Ordunun muhtıra vermesinin yolunu niye açtı?

Şimdi böyle baktığınızda, “Baykal’ın derdi bağımsızlık ve laiklik” açıklaması pek anlamlı gözükmüyor.

O zaman Baykal ne istiyor diye bir daha sormamız gerekiyor?

Ne istiyor Baykal?

Mesela neden Çankaya’ya sivil bir siyasetçi çıktığında vaveylayı koparıyor da, oraya bir asker çıktığında sessiz kalıyor?

Benim görebildiğim, Baykal “darbecilerin işine yarayabilecek” bir karmaşanın yaratılmasına öncülük ediyor hep.

Eğer, bu saptamamda bir hakkaniyetsizlik görüyorsanız söyleyin.

NATO konusunda, türban konusundaki tutarsızlıklarının nedenini açıklayın.

Ve, tabii mümkünse şu sorunun cevabını verin.

Baykal neden “Ergenekon’un avukatı” oldu?

Artık iyice anlaşılıyor ki Ergenekon, “asker omurgalı” bir çete.

Her yeni çıkan belge bunu gösteriyor.

Baykal, neden darbe planladığı artık belgelerle ortaya çıkan Eruygur’un, kaç yüz cinayet işlediği hâlâ anlaşılamayan JİTEM’in kurucularından Veli Küçük’ün avukatlığını üstleniyor?

Askerî darbe planlamak, faili meçhul cinayetler işlemek suç değil mi Baykal’a göre?

Deniz Feneri davasında ortaya çıkan hırsızlıklara karşı “hukuk”tan yanaydı Baykal.

Konu darbe ve cinayet olunca neden “hukuk”tan uzaklaşıyor?

Tabii bütün bunların bizi getirdiği kaçınılmaz soru şu:

Deniz Baykal, bu ülkede demokrasinin, sivil siyasetin, halk iradesinin varlığının sürmesini istiyor mu?

“İstiyor” diyecek kaç kişi çıkar bilmiyorum ama böyle söyleyenlere şunu söylemek istiyorum:

Bizim birinci sayfanın tepesindeki haberi okudunuz mu?

Mustafa Balbay’ın günlüklerine göre Baykal, o sıralarda bir darbe planlayan Eruygur’u arayıp şöyle diyor:

“Sizde bir sarsılma var.”

Baykal, darbecilerde bir “sarsılma” görmüş, yakınıyor.

Sağlam durmalarını istiyor.

Niye?

Demokrasi için mi?

Sivil siyaset için mi?

Özgürlük için mi?

Halkın oylarıyla iktidara gelmiş bir hükümeti devirerek mi demokrasi ve özgürlük sağlanacak?

Siz demokrasi ve özgürlük getirmiş bir darbe gördünüz mü bu ülkede?

Halkına ihanet eden darbeciler o halka nasıl özgürlük ve mutluluk verir?

Ve, bir siyasetçi nasıl hiç utanmadan darbecilerin “sağlam” durmasını isteyebilir?

Bu ülkede darbe isteyen, kendi halkından nefret beden, o halkın isteklerini yok saymaya çalışan herkes, bu utanç verici isteğine mazeret olarak AKP’yi gösteriyor.

AKP pek de matah bir şey değil ama neticede siyasi bir parti, halkın oylarıyla iktidara gelmiş, AKP’den hoşlanmıyorsanız onu yeneceğiniz yer siyaset meydanı.

Ama Baykal AKP’yi “siyasette yenmek” istemiyor.

İstese, bu ülkeyi daha zengin, daha mutlu, daha özgür kılacak projelerle çıkar ortaya, bu halk deli değil, kendisine daha iyi bir hayat yaşatacağına inandığı herkese oy verir.

Ama Baykal’ın böyle bir vaadi yok halkına.

O, demokrasiyi delik deşik edecek işler yapıyor.

Darbecilerin “sağlam” durmasını istiyor.

Niye böyle yapıyor peki?

Bunun cevabını bulmak için ta Menderes’ten bu yana Baykal’ın geçmişine iyi bakmak gerek belki de.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.