1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Ahlaktan azade demokrasi olmaz…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlaktan azade demokrasi olmaz…

A+A-

Türk siyasi sisteminin en hassas noktasını oluşturan asker-sivil ilişkilerinde 2003'ten bu yana Türkiye her yıl üzerine koyarak sivil bir düzene doğru yol alıyor. Bu ilerleyiş, hemen her düzeyde, yasa, uygulama, gelenek düzeyinde gerçekleşiyor.

Milli Güvenlik Kurulu yapısının sivilleşmesi, zımni özerkliğinin kaldırılarak istişari bir kurula dönüştürülmesi, devletin askeri olmayan yapıları ve yargı içindeki asker varlığının sona erdirilmesi, ordu malları ve harcamaları itibariyle idari ve mali denetime kapı açan değişiklikler, askeri bünyenin ve eylemlerin sivil yargı denetimine kapalı olması haline son verilmesi, buna paralel olarak askeri yargı alanının daraltılması, 28 Şubat EMASYA'sının kaldırılması, iç güvenlik alanının yeniden sivilleştirilmesi, Yüksek Askeri Şura'da tayin ve terfilerde askerin teamül gerekçesiyle bağımsız davranma eğiliminin yerini siyasi iktidarın tam denetimine bırakması...

Her biri son 10 yıl içinde birbirini takip eden adımlar oldular...

Bu zincire son olarak 2013 yılı eklendi.

Uzun yıllar vesayet düzeninin gövde gösterisi olarak kullanılan ve kutlanan, 28 Şubat gibi ortamlarda meydan okuma aracına dönüşen 30 Ağustos Zafer Bayramı, simgesel olarak bir dönüşüm yaşadı.

İlk kez bir Cumhurbaşkanı törenlere Başkomutan sıfatıyla katıldı. Tebrikleri Genelkurmay Başkanı yerine o kabul etti. Ve bu doğal olarak bunu Genelkurmay karargahında değil, Çankaya Köşkünde yaptı. Ve o sivil 'başkomutan' kutlamalara tesettürlü eşiyle katıldı.

Bu tablonun, askeri otoritenin sivil otoriteye bağlılığı temsil, askeri bünyenin devlet içindeki özerk konumunun iyice sınırlanması, siyasi normalleşme, laik düzenin demokratikleşmesi bakımlarından önemli bir kesit oluşturduğunu teslim etmek gerekir.

Elbet Türkiye'nin vesayet düzeniyle ilgili atması gereken daha pek çok adım vardır.

Askeri alan, eylem, mal ve harcamalarının denetlenmesi konusunda ülke uluslararası standartların çok gerisindedir. Hala Yüksek Askeri İdare Mahkemesi gibi devleti ortasından ikiye ayıran askeri danıştay kurumunu muhafaza etmektedir. Hala Jandarma meselesinde fiili sivil denetimi sağlanmış değildir.

Elbet sivil istikamet ya da asker meselesi demokratik düzenin tesisi için tek başına 'yeterli koşul' da değildir.

Ancak mutlak 'gerekli koşul'dur, bir 'olmazsa olmaz hali'dir. Sivilleşme tek başına demokrasiyi tanımlamaz, ancak sivilleşme olmadan demokrasi kapısından içeriye de girilmez.

Bu nedenle bu tür adımların sıcak siyasi gerginlikler tarafından gölgelenmesinin hakkaniyetli bir durum oluşturduğu söylenemez.

Askeri ve kemalist tahkir, kibir ve hegemonya dönemi ve düzenini çabuk unutuyoruz.

Bu dönemi ve düzeni her yönüyle anımsatan bir yazı kaleme almış Cüneyt Arcayürek. 30 Ağustos törenleri üzerine kaleme alınmış bu yazının kimi bölümleri bakın nasıl:

'30 Ağustos resepsiyonu. At gözlüğüne benzer türban. İki kaş, iki göz, bir burun ve ağzı açık. Bir de eli. İlla ki baştan aşağı örtülü başkumandan (Cumhurbaşkanı) eşi Hayrunnisa Hanım'ın elini sıkarken, önünde baştan aşağı kapalı siyahlar giymiş, şişmanlıktan adeta yuvarlanarak yürüyen eşi Emine Hanım; John Kerry ile bir zamanlar dostu olan Obama'nın açıklamalarına aklı takılı...'

Tahkir ve hakaret düzeni, tahakküm düzeni, militant-militarist gasp düzeni...

Türkiye'nin tüm diğer sıkıntılara rağmen uzaklaştığı işte budur.

Ahlaktan azade demokrasi olmaz...

yenişafak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.