1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Adalet, hizmet, hikmet!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet, hizmet, hikmet!

A+A-

Günlerdir tartıştığımız dershaneler konusu maalesef tabii sınırlarını aşıp ayrıştırmaya yol açıyor.

Üzücü, kaygı verici olan budur. Sulh ve salah yolunu bulamazsak bundan herkes zarar görecek. Dün ve bugün yaşanan tecrübelerden biliyoruz ki çoğu zaman insanlar kendi kendilerine zarar veriyor, sonra yapıp ettiklerine pişman oluyorlar.

Tarihte okurken ruhumun sıkıldığı iki üç konudan biri Efendimiz (sas)'in iki gözde şahsiyeti Hz. Ali ile Hz. Aişe'nin karşı karşıya geldiği Cemel Vak'ası'dır. Tarihçiler değişik rakamlar veriyorlar ama asgari beş bin insanın bu anlamsız savaşta hayatını kaybettiği konusunda ihtilaf yok. İnsan kimin tarafını tutacağını, kimi suçlayacağını bilemiyor. Her ikisi de müçtehit sahabe, Efendimiz'in gözbebeği. Ne uğruna binlerce sahabe veya kişi öldü, kadınlar dul, çocuklar öksüz kaldı? Değer miydi? Her iki sahabenin sonradan ne büyük “iç sarsıntı” geçirdiklerini tarihler yazar. Ama olan oldu bir kere! Yanılıyor olabilirim fakat bana öyle geliyor ki Cemel trajedisi (656) yaşanmasaydı Sıffin (657) olmaz, Muaviye ve Beni Ümeyye bu kadar rahat hilafeti saltanata, sultanların mülküne dönüştüremezlerdi. Dahası Efendimiz'in sevgili torunu Hz. Hüseyin şehit olmaz (661), İslam'ın kalbinde bunca asır geçtiği halde bir türlü kapanamayan bu derin yara açılmazdı. En doğrusunu Allah bilir!

Bugün İslam dünyası paramparça. Mezhep savaşları ve etnik çatışmalar her tarafı kasıp kavuruyor. Belki laikler, sol, sosyalist, liberal ve milliyetçiler “din-dışı bakış açıları”nın haklılığına gerekçe gösterme babında “Görüyorsunuz, dinle olmuyor işte!” deyip seviniyorlar, ama acı verici çatışma ve savaşların sürdüğü bu dünyanın onlar da bir parçasıdırlar. Kontrol altına alınmayan yangın mahallenin tamamını yutacak kadar dehşet verici. Türkiye bu yangından salim değil. 100 yıllık bir aradan sonra bölgeye dönerken muazzam bir heyecan, sevinç ve umut uyandırdı. Tunus, Mısır ve Ortadoğu'nun genelinde başgösteren patlamalar bir anda Türkiye'yi serseme çevirdi. Suriye bir milat oldu. Her şey tersine döndü.

Bölgenin hal çaresi bulunması gereken can yakıcı sorunu ayrışmalar, kutuplaşmalar ve çatışmalardır. Mezhep grupları, etnik kimliğini öne çıkaran kavimler, ulus çıkarını putlaştıran devletler, biri diğerine tahammül edemeyen cemaatler ve gruplar birbiriyle didişiyor, ayrışıyor, kutuplaşıyor. Kim ne derse desin, sonunda bizi BOP'un kapısına götürüp bırakacak bir kaos hali yaşıyoruz. Bunun fikrî-politik çerçevesi çok öncesinden çizilmiş, bizler de bu bölgenin Sünnileri ve Şiileri, Alevileri ve Kürtleri, Türkleri ve Arapları, Farsları ve laikleri, kadın hakları savunucuları ve STK'ları, cemaat ve tarikatları yangını söndürmek için yeterince cehd ve mücahede gösteremiyoruz. Batı'nın vesayeti altındayız. Yol haritamızı dünün Düvel-i Muazzaması, bugünün küresel güçleri çiziyor. İlk defa 21. yüzyılın ilk on yılında dışarıdan gelen tazyik ile aşağıdan gelen yüksek talep Batı yörüngesinden çıkmama taahhüdüyle kurulmuş devleti değişmeye mecbur etti. Son on yılda güzel şeyler yapıldı, Türkiye mesafe aldı. Biliyoruz ki -çok yönlü eleştirileri hak eden hata ve yanlışlarıyla- bu büyük başarının arkasında “politik, sosyal ve kültürel Müslümanlık” var. Bu üç mecrada biriken enerji ülkeyi harekete geçirdi. Ne tek başına AK Parti ne tek başına cemaatler ne tek başlarına fikri gruplar, Müslüman entelektüeller. Hepsinin ortak çabası, emeği ve cehdi söz konusu başarıda rol oynadı. 2002-2013 arası 90 yıllık bir sabır, cehd ve duanın ürünüdür.

Parti, cemaatler veya fikir adamları kendi varoluş gayelerine aykırı hareket etmemeliler. İktidarın sebeb-i hikmeti “adalet”, cemaatlerin “hizmet”, fikir adamlarınınki “hikmet”tir. Dershane konusuyla başlayan gerilim sevad-ı azama zarar verecek mahiyette. Sulh ve salaha, karşılıklı anlaşma ve mutabakata, herkesin kendi tabii alanında ve sınırları içinde varoluşunu sürdürecek yeni bir hamleye ihtiyacımız var. Biz yenilmiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Olaylara ve dünyaya son 300 yıllık perspektiften bakmalı, yüz sene sonrasını hesaba katmalıyız. Aksi halde derin bir iç sarsıntı geçiririz. Cemel'in arkasından Sıffin ve sonrasında Allah muhafaza Kerbela gelir! Rüzgâr sert esiyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.