1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. “ADALE” VE “ADALET” ARASINDA MÜSLÜMAN!
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

“ADALE” VE “ADALET” ARASINDA MÜSLÜMAN!

A+A-

 

 

 “Haksızlık edip tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli olup tek başıma kalmayı tercih ederim!” der Mahatma GANDHİ.

 

Adalet, insan olmanın, insani olmanın, insanca yaşamanın asli bir parçası olmalıdır. İnsan, önce deruni dünyasında adaleti ikame edip,  idame etmelidir! Kendi iç dünyasında adaleti kaybedenler veya ikame ve idame edemeyenler insanlığını da, insaniliğini de, insanca yaşayabilme yetisini de er veya geç kaybetmek durumunda kalacaktır. Bu hal, hem kişi için, hem toplum için ve hem de siyasi erkler/sistemler için mutlak bir geçerliliktir. Adalet asla adaleye/güce/zora teslim edilmemelidir. Başka bir deyişle adale, adalete hükmetmemelidir. Adalenin adalete hükmettiği veya müdahil olduğu zaman ve zeminde adaletten söz etmek gayri kabildir.

Bir kişide/nefiste/toplumda/sistemde adaletin kabul görmesi insani özelliklerin, hakkaniyetin; adalenin kabul görmesi ise bağnazlığın, haksızlığın, zulmün nişanesidir. Güvenin, huzurun, mutluluğun simgesi ve şartı adalet; mutsuzluk ve huzursuzluğun, kargaşa ve travmaların simgesi ve nedeni ise adale anlayışının kişide/toplumda/sistemde yer tutmasının, kabul görmesinin nişanesidir.

Rabbimiz ne güzel buyurmaktadır:

"Ey inananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah, işlediklerinizden haberdardır. " (Mâide Suresi; 8. Ayet)  

Adaleti ayakta tutmak, her halükarda adil şahitler olmak, Rabbimizin bizlere yüklemiş buyurduğu temel insani misyondur. Aziz Qur-an’da Efendimize yönelik; "Onlar Sana gelirlerse aralarında adaletle hükmet" (Maide, 42)  emri ilahi, kim olursa olsun kendilerine başvurdukları takdirde adaletle hükmetmesi emredilmektedir. Bu emir, Efendimiz tarafından eksiksiz bir şekilde uygulanmıştır. Aynı emir elbette ki insanlığını korumak isteyen bütün inananlar için geçerlidir.  

Allah Resulü bu hassasiyeti bizzat yaşadığı gibi, pak ashabına da aynı hassasiyeti göstermelerini istemiş ve bu minval üzere bir toplum meydana getirmiştir. Ki bu muazzez toplum bütün güzellikleriyle tarihe “ASR-I SAADET” gibi altın harflerle kayıt düşmüştür.

İnsanlar/toplumlar arasındaki her türlü ilişkiler/yaşantılar elbette ki adalet temeline dayanmalıdır. Adaletin terk edilmesi, zulüm ve haksızlığı getirmektedir. Dünyanın her bir köşesinde bugün zulmün neşvünema göstermesinin temelinde, şüphesiz ki adaletin yok olması yatmaktadır. Bilumum beşeri felsefe, ahlak(sızlık), ideoloji ve sosyal ilişkilerin temelinde ilahi adaletin dışlanması, beşeri hırs ve doyumsuzluğun yegâne amaç edinilmesi insanlığı büyük bir kaosa sürüklemektedir. Güçlü olan(ların) yaptıklarının yanlarına kar kalması, garip gurebanın sığınaksız ve korumasız kalması hayatı çekilmez kılmış bulunmaktadır. Toplumun gittikçe agresifleşmesi, tahammülsüzlüğün tavan yapması, cinayetlerin ardı arkası kesilmeden işlenmesi, cinnet geçirmeler, aile kurumunun ve aile içi bağların gittikçe zayıflaması ve hatta aile içi şiddetin gün geçtikçe çoğalması adalet duygu ve düşüncenin erozyona maruz kalmaktan kaynaklanmaktadır. Bu erozyon kişilerde/nefislerde olması bir türlü helakin işaretidir. Ama bu erozyonum umera tabakasında görülmesi helakin de ötesinde bir tehlikeyi getirmektedir. Zira toplumun adalete olan güvenin sarsması, yapılan haksızlıkların karşılıksız kalması, gücün/adalenin her türlü adaleti/düzeni/sistemi bir ahtapot misali kuşatması maazallah toplumsal dağılmayı, çözülmeyi beraberinde getirecektir.

Bu noktaya dikkatleri çeken Âlemlere Rahmet Efendimiz ne güzel buyurmuştur:

         “Adalet güzeldir, fakat devlet yöneticilerinde olursa daha güzeldir.”

Hazreti Ali (ra) Efendimiz ise şöyle der: Adalet halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.”  

Günümüzde gerek halka bakalım ve gerekse idarecilerimize bakalım! Adaleti ayakta tutmaya, adalete sahiplenmeye çalışanlarımız, adalet üzre olanlarımız ne kadardır? Eşini, dostunu, komşusunu, akrabasını kıskabanlarımız, çekememezlik yapanlarımız, birbirisinin kuyusunu kazanlarımız, bin bir türlü hilelere başvuranlarımız, göğsümüzde başkalarına karşı beslediğimiz kin ve nefret ve daha nicesi…

Bu hasletlerimizle İslam ile bağımızı koparma noktasına geldiğimiz gibi insani haysiyetimiz de elbetteki yitirme noktasına gelmiş bulunmaktayız. Confucius bu konuda şöyle demektedir:

Asil ve haysiyetli insan, hak ve adaleti her şeyin üstünde tutar.” Ne acıdır ki Müslümanlar olarak Hak ve adaleti yitirdiğimiz günden beri yeryüzünde şahsiyetimizi de, haysiyetimizi de kaybetme noktasına gelmişiz!

Hazreti Ömer (ra) ile Hazreti Ali (ra) Efendilerimiz arasında geçen şu olayı da anlatmadan geçemeyeceğim:

Hazreti Ali Efendimiz âdeti üzere Halife Ömer (ra)’i ziyarete gelmişti. Kendi aralarında sohbet ederlerken bir adam çıkageldi ve:

“ Ebu Talib’in oğlu Ali’den şikâyetçiyim!” dedi.

Bunu üzerine Hazreti Ömer tavır değiştirerek Hazreti Ali’ye:

-“Ey Ebulhasan! Kalk, davacının yanına otur!” Diye emir verdi. Hazreti Ali yerinden kalkarak, davacının yanına oturdu. Halife iki tarafı da dinledi, delilleri karşılaştırdı ve davayı sonuca bağladı. Davacı ayrılıp gittikten sonra, Hazreti Ali Efendimiz müteessir olmuştu. Hazreti Ömer bu durumun farkına vardı ve sordu:

-Ya Ali! Adalet ve hükmümden razı olmadın mı?

Hazreti Ali Efendimiz:

-Evet, memnun olmadım!

Hazreti Ömer (ra):

-Niçin?

Hazreti Ali (ra) Efendimiz:

-Çünkü siz davacının yanında bana ismimle değil, künyemle hitap ettiniz! “Ebulhasan” dediniz! Bilirsiniz ki künyeyle çağırmak, Araplarda bir saygının ifadesidir! Hasmımın yanında beni künyemle çağırmanızı adaletinize yakıştırmadım!

Hazreti Ali(ra)’nin bu cevabına son derece sevinen ve bir o kadar da duygulanan Hazreti Ömer (ra), yerinden kalkarak Hazreti Ali(ra) Efendimizi kucakladı,  gözlerinden öptü ve:

-Allah senden razı olsun ya Ali! Beni irşad ettiniz!

Evet, adalet güzeldir!  Muhakkak güzeldir ama yöneticilerin elinde olması kat be kat daha da güzeldir. Rabbimin, iman edenleri (Biz Müslümanları) adalet üzere daim kılması dua ve dileklerimle…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.