1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Acının adı maden oldu
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Acının adı maden oldu

A+A-

Meğer ölümü anlatmak ne kadar zormuş.

Hele Soma'da yaşanan faciayı tarif etmek ne kadar güçmüş.

Ya bir de yüreklere düşen ateş

Ya bir de yaşanan acılar.

Soma'da yaşanan acıyı anlatmaya kalemim yetmedi. Kelimelerim kifayetsiz kaldı.

Anonslar yapıldı Kırkağaç'ta soğuk hava deposunun önünde.

Hayatımda duyduğum en acı anonstu.

Ölenlerin ismi okundu.

Her isim okunduğunda bir feryat koptu.

Çığlıklar çığlıkları izledi. Gözyaşı sel oldu.

Zaten ayakta duracak takati kalmamış insanlar, onlarca, yüzlerce beden arasından kendi sevdiklerini aradılar.

Ve buldular.

Bir gün önce sağ salim madene gönderdikleri yakınlarının ölü bedenlerini teşhis ettiler.

Anonslar yapılıyor Soma Devlet Hastanesi'nin önünde.

Yaralıların ismi okunuyor.

Yakını yaralıların arasında olan sevinçle hüzün arasında gidip geliyor. İlk iş durumunun ağır olup olmadığını öğrenmek.

Ve bekleyiş...

Soma'da maden ocağının önünde.

Çaresizce. Umutlar biraz daha tükenerek.

Ve acıyla.

Hem de tarifi imkansız bir acıyla.

Arama kurtarma ekipleri battaniyelere sarılı, sedyeye uzanmış bedenleri çıkarılıyor. Kimi son bir umutla bakıyor, eşi mi, kardeşi mi, babası mı diye.

Bir genç kız babasının sağ olarak kurtarılanlar arasında gördü.

Sanki yeniden doğdu. Dünyalar onun oldu. Onun sevincine katıldı tüm maden önünde bekleyen acılı aileler. Ama birkaç saniye sürdü. Sonra kederli yüzler yine gerildi. Ağlamaktan kuruyan gözlerden yaşlar yine süzüldü.

Çizmelerim sedyeyi kirletmesin diyen madenciyi göremedim ama arkadaşlarını kurtarmak için ocağa koşan madencileri çok gördüm. Yüzü kömür karası yüreği ak madencileri.

Bir avuç kömür için bir ömrü feda eden çilekeş insanları.

Benim için acının adı oldu maden.

Soma'da bir ateş düştü madene.

Ölümün adı yok burada.

Artık iş sayılara döküldü. Önce onar onar geldi ölüm. Sonra yüzer yüzer.

Yapılan her anonsla birlikte bir sayı daha ekleniyor, ölüm hanesine.

Bir acı çığlık daha kopuyor anaların yüreğinden.

Her anonsla birlikte çocukların sesini işitiyorum.

Öyle derinden bir babam diyorlar ki..

Analar öyle derinden bir ah çekiyorlar ki.

Tarifi imkansız acılar yaşanıyor Soma'da.

Kara bahtlı kara kara talihli insanların beldesinde.

Bugün Ankara'da olacaktım.

Siyasi kulis yazacaktım.

Biraz AK Parti kampından perde arkası verip, Meclis'ten izlenimleri paylaşacaktım.

Başbakan'a örgüt lideri olmaktan fezleke düzenleyen 'Paralel Savcılar'ın iki bakanla ilgili neler hazırladıklarını anlatacaktım.

Ama ölüm.

Her şeyi anlamsız hale getirdi.

En önemli siyasi kulislerin, en büyük atlatma haberlerin bir değeri kalmadı.

Acı Soma oldu.

Acı Soma'da maden ocağı oldu.

Ve geldi yüreklerin tam ortasına oturdu.

Bilmem mutluluğun resmini yapan olabildi mi ama ben Soma'da büyük acılara tanık oldum.

Ölümlerin artık yüzlerle ifade edildiği acıya tanıklık ettim.

Ama ben acının resmini yapamadım.

Kelimelerin, kurduğum cümlelerim bu acıyı tarif etmeye yetmedi.

Bir çığlık oldu acı.

Gözyaşı oldu.

Kimi zaman çaresiz bekleyiş.

Ya da onca ölümün arasında alınan yaşıyor haberinin getirdiği tarifi imkansız sevinç...

Soma'dayız.

Madenin önünde.

Ocaktan çıkan her sedyeye umutla bakıyoruz.

Anons edilen her isme kulak veriyoruz.

Ve millet olarak hepimiz Soma'da madenin içinde kaldık.

Başın sağolsun Soma.

Başın sağolsun aziz milletim...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.