1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. AÇIK HESAP
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

AÇIK HESAP

A+A-


Bir gün çarşıda yürürken iki işportacının kendi aralarında tartışmalarına şahit oldum. Tartıştıkları husus, çarşının bir köşesinde bir kaldırım kenarında yer kapma mücadelesiydi. Her biri kaldırımın bir yerinde yere yığdıkları malzemelerini satmaya çalışırken bir taraftan da kaldırımın başka bir köşesini gözlerine kestirmiş orayla ilgili tartışıyorlardı. Bu hummalı didişme sürerken oradan geçen bir vatandaş; “boşu boşuna kavga etmeyin, zabıtalar kaldırımın üzerini boşalttırıyorlar, bence siz de hemen pılınızı pırtını toplayıp buradan uzaklaşın” dedi. Bu uyarı üzerine her iki işportacı hem biraz mahcup, biraz utanmış bir vaziyette birbirlerinin gözlerine bakadurdular. İşportacılar, utanmış ve mahcup bir şekilde bir taraftan eşyalarını toparlamaya girişmiş, bir taraftan birbirlerine, böyle basit bir mevzuda birbirleri ile didişmenin saçma bir şey olduğu hususunda karşılıklı itiraflarda ve özürler de bulunmaya başladılar. Ben oradan uzaklaşırken onlar da çoktan toplanmış ve oradan uzaklaşmışlardı. Yukarıdaki manzara, bizim şu yeryüzündeki yaşantımızın, zihniyetimizin, içinde bulunduğumuz kısır döngünün küçük bir izdüşümü. Küçük çıkarlar için paylaşamamanın, bölüşememenin bizi düşürdüğü hazin durum. Şu yeryüzünde herkese yer varken, Yaradan herkesin yaşayabileceği imkânı yaratmışken neyi paylaşamıyoruz. Şu yeryüzünde kısa dünya hayatında herkese, her kesime, her ırka, her kültüre, her varlığa yer de var, imkân da var, gerek de var. Hayatta her türe, her canlıya, her renge, her çeşide ihtiyaç vardır. Böyle olmazsa dünya tekdüze, monoton, verimsiz, renksiz bir dünya olur. Diğer taraftan baki olmayan ve hesap kitabı olan bir dünyanın kavgası niye. Bu dünyada kapanmayacak bir açık hesabın hesabını vereceğimizi unutuyoruz galiba.

İPOTEKLİ HAYAT

Herkesin elinde bir telefon, otobüste, çarşıda, pazarda, evde, işte, yolda, havada, karada, denizde. Nasıl oldu bu iş, nerden geldik buraya, nasıl düştük bu hale. Telefonda bir makale okuyacak ve ya kendi işimizle ilgili bir malumata bakacak bile olsak içinizden gelmiyor tüm bunları görünce. İnsanda artık tiksinti duyacak bir hale geldi bu vaziyet. Sosyal medyanın ıvır zıvırları, çer çöpleri, öteberileri hayatları ipotek altına almış adeta. Her bir insan sanki seyyar bir hapis içinde. Yolda yürürken trafikte can güvenliğini hiçe sayar, araba sürerken kaza tehlikesine aldırış etmez, işinin başında işine odaklanmaz dalar gider telefona,

esnafı gelen müşteriye aldırış etmez bakar durur telefona, kitapçı kitap satarken bile kendisi bile sattığı şeye kıymet vermez o da bakar durur telefona. Çoluğu çocuğu, kadını erkeği, genci yaşlısı herkes telefona mahkûm. Bir de şu durum olayı var ki vahim bir durum. Birbirlerinin durumlarını sormayan insanlar bile durumlarını bu durumdan takip ediyorlar. Durum denen bu garabete de her bir durum atılır oldu. Hadi topluma, insanlığa faydalı bir şey atılsa neyse de her bir hal, vaziyet burada teşhir edilir oldu. Birbirine kızıp laf sokuşturan mı dersiniz, birilerine nazire yapmak isteyen mi dersiniz, birilerini çatlatmak isteyen mi dersiniz, her bir cehalet ürünü karın ağrıları orada sergilenir oldu. Toplumda bin bir fitne ve fesada aracılık yapan bu çağın illeti artık kokuşmuşluğun ve çürümüşlüğün en büyük aracı haline geldi. Küçük bir köy haline gelen şu dünyada, her bir mel’anet çarçabuk dünyanın her bir köşesine salgın bir hastalık gibi aniden bulaşır oldu. Göz ve gönül kirliliğini had safhaya ulaştıran, zamanı bir yangın gibi kasıp kavurup tüketen, en kıymetli gençlik yıllarını heba eden, bir insanın en kıymetli varlığı olan zihin dünyasını ateşe veren bu illete artık bir dur demek lazım. Bize verdiği bu akıl almaz zararı gerçek manada düşündüğümüzde aslında bu illetin bir eroinin yasaklanması gibi derhal yasaklanması gerekir. Kitaptan, okumaktan nasibini almadığından; bilinçten, şuurdan yoksun, internet dünyasının sıtmalı kaynağından beslenen bu nesli kurtarmanın aciliyeti, en az bir sıkıyönetim ilan etmek, olağanüstü hal ilan etmek kadar önemli bir durumdur. Üstelik okumaktan, kitaptan, ilimden, bilimden mahrum kalan bu toplumun içler acısı hali ortada iken, her açıdan bir canhıraş bir yarış ve mücadele içinde olan yeryüzünde elimizden düşürmeyecek tek şeyin kitap olması gerekirken böyle bir hal almamız vahim bir durumdur.

HAK İLE MEŞGULİYET

Neslimizi hak ve hakikat esasları doğrultunda eğitmek, meşgul etmek zorundayız. İmâm Şâfiî Hazretleri’nin buyurduğu gibi; “Sen nefsini hak ile meşgul etmezsen, bâtıl seni işgâl eder.” Hayat boşluk kabul etmez. Çocuklarımız, gençlerimiz faydalı, hikmetli, gerekli şeylerle meşgul olmalı, uğraşmalı. Hayatın, zamanın bitip tükenen ve paha biçilmez bir değere sahip olduğunu kavratmalıyız. En büyük Hak Allah kelamı olan Kur’an’dır. Yani gerçek meşguliyet Kur’an ile olmalıdır. Kur’an ile meşgul olunmalı, Kur’an okunmalı, Kur’an anlaşılmalı ve Kur’an yaşanmalıdır.

Eğer ki hak ile hal ile meşgul olmazsak ve haliyle batılın işgaline uğrarsak ki şu an maalesef bu haldeyiz, o zaman gazetelerin üçüncü sayfa haberleri dolup taşar. Kadına şiddet artar, eğitim, sağlık ve benzeri tüm kurumlarda şiddet sarmalının içinde kalakalırız. Ahlaksızlık ve edepsizlik başını alıp gider. Güven ve huzur ortamı kalmaz. Komşuluklar, akrabalıklar, arkadaşlıklar, dostluklar zedelenir, gönüller bölük pörçük olur. İşlerimiz düzenlerimiz alt üst olur. Manevi âlemimiz de maddi dünyamız da tarumar olur. Ve o zaman artık bizim için yerin altı yerin üstünden daha hayırlı olur. Yeryüzü tüm genişliğine rağmen bize zindan olur. Velhasılı kelam geldiğimiz bu noktada tek bir çıkar yolumuz kalıyor ki o da; yine ve yeniden kulluğumuzu hatırlayıp Yaradanın bize göstermiş olduğu ve Hz. Peygamberimiz(sav) ile örnekliğini yaşattığı İnsani ve İslami bir yaşantıya tekrar yelken açmamızdır. Çünkü kim ne derse desin temiz, pak, doğru, güzel, hak olan her şey Allah’ın belirlemiş olduğu hudutlar içindedir. Gerisi korkunç, çirkef, kirli, belalı, musibet, ızdırap ve rezillikten başkası değildir. O halde Hz. Peygamberin(sav); İlmin kapısı olarak methettiği

Hz. Ali’nin (ks) belirttiği gibi; ALLAH, DİNİNİ DÜZELTEN KİŞİNİN DÜNYASINI DA DÜZELTİR. Dünya ve Ahiret Hayatımızın pür nur olması dileğiyle vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.