1. HABERLER

  2. ARAŞTIRMA - İNCELEME

  3. ABD ve Latin Amerika’nın Militaristleşmesi
ABD ve Latin Amerika’nın Militaristleşmesi

ABD ve Latin Amerika’nın Militaristleşmesi

ABD’nin yapabildiği en etkili karşı saldırıyla cevap vermeye başlamasının sebebi, tam olarak da politik, ekonomik ve kültürel bağımsızlık.

A+A-

 “Uyuşturucuyla mücadele”den insani yardıma ve “Teröre karşı savaş”a kadar birçok bahaneyi kullanarak, ABD, bölgedeki askeri varlığını geri kazanmanın peşinde. 

Latin Amerika ülkelerinin bağımsız gelişmesine, ABD, askeri gücünü ve etkisini kullanarak karşı koyuyor.

İki yüzyıldan daha fazla bir süredir ABD, Latin Amerika’yı, “arka bahçesi” ve karşı konulmaz hegemonyası altındaki bir alan olarak görüyor. Kabaca bakarsak, batı yarı kürenin tarihi, Orta ve Güney Amerika’nın ve Karayipler’in çoğu ülkesinin politik ve ekonomik olarak ABD tarafından etkilendiğini, domine edildiğini ya da kontrol altında tutulduğunu gösteriyor.
Fakat son yıllarda, özellikle Hugo Chavez’in Venezuela’da yükselişiyle yakından alakalı olarak, bölgedeki birçok ulusun, bağımsızlık ve öz güven artışına tanık oluyoruz. Aslında, Venezuela’ya ve bölgesel entegrasyon - kolektif güvenlik çabalarının öncüsü olan Chavez örneğine bakarsak, Latin Amerika, kuzeyindeki emperyal komşusundan bağımsız olarak her gün daha fazla gelişiyor.

ABD BAHANELERİN PEŞİNDE

ABD’nin yapabildiği en etkili karşı saldırıyla -askeri saldırıyla- cevap vermeye başlamasının sebebi, tam olarak da bu politik, ekonomik ve kültürel bağımsızlık.  “Uyuşturucuyla mücadele”den insani yardıma ve “Teröre karşı savaş”a kadar birçok bahaneyi kullanarak, ABD, bölgedeki askeri varlığını geri kazanmanın ve böylece hegemonyasını sağlayıp güçlendirmenin peşinde.

SESSİZ İŞGAL

ABD askeri güçlerinin Orta ve Güney Amerika boyunca konuşlanması akıllara, Washington’un, sosyalizm ve bağımsızlık yolunu seçebilecek ulusların politik ve ekonomik gelişmesini kontrol etmek amacıyla, yandaş rejimleri ve faşist diktatörlükleri monte ettiği, ABD emperyalizminin bölgedeki karanlık günlerini getiriyor. ABD’nin askeri olarak ne yapmaya çalıştığını sorgulayan birisinin aklına ilk olarak bu yılların hatırası geliyor.

ABD askeri güçleri, kontr-narkotik operasyonlar bahanesiyle Orta Amerika’nın kilit ülkelerine sızmış durumda. Mesela Honduras’ta, ABD Sekreteri Hillary Clinton ve Obama yönetimi tarafından desteklenen 2009 darbesinden sonra, devletin kontrolünü ele alan sağcı hükümetin askeri kuvvetlerinin desteklenmesi, danışmanlık edilmesi ve yönlendirilmesinde ABD kilit bir rol oynadı. Latin Amerika için Kuzey Amerika Kongresinin de (NACLA) rapor ettiği gibi:

ABD’nin [Honduras] silahlı kuvvetlerine yaptığı yardımın sürekli olarak artması, ABD’nin şifahi desteğinin bir göstergesidir. Fakat ulusal polis gücünün askerileştirilmesinde ABD rolü açıktır… ABD’nin Yurtdışında Yerleşik Danışmanlık Destek Timi (FAST)…Honduras’ta yerel kontr-narkotik polis biriminin eğitilmesi ve uyuşturucu karşıtı operasyonların planlanması ve uygulanması için bir kamp kurdu… bu operasyonlar askeri misyonlardan neredeyse ayırt edilemez… New York Times’a göre FAST’ın beş “komando tipi birliği” yerel kontr-narkotik birimlerini eğitmek ve desteklemek üzere Orta Amerika boyunca yerleşti… Honduras Hükümeti Temmuz 2013’de, İstihbarat Birliği ve Özel Güvenlik Grubu, ya da TIGRES (İspanyolca ‘da “kaplanlar” anlamına geliyor) adında yeni bir “elit” polis birliği kurdu. İnsan Hakları gruplarının aslında askeri olduğunu iddia ettiği bu birlik, yeni askerileşmiş polis gücüyle birlikte hareket ediyor ve ABD ile Kolombiya Özel Kuvvetlerinden askeri savaş taktiği eğitimleri aldı.

ABD’NİN PARAMİLİTER VE MİLİTARİST YASA BASKISI

Bu tip askeri, paramiliter ve militarist yasa baskısı kombinasyonlarının konuşlandırılması, ABD’nin, bölgede nasıl bir yeniden-militaristleştirme stratejisine sahip olduğunu gösteriyor.  Basit bir askeri konuşlanmanın ötesinde, Washington, aslında askeri yardım olan “yardım sağlıyor”. Bu durum, sözde kasırga sezonunun getirdiği sorunlara yardım etmek üzere ABD deniz kuvvetlerinden bir birliğin Honduras’a konuşlandığının açıklanmasıyla daha net bir şekilde göz önüne serildi.
Bu tip yerleşme çabaları, ABD’nin son zamanlarda küçük askeri birliklerini ve özel kuvvetlerini kullanarak askeri konuşlanma girişimleriyle devam ediyor. 2013’te Kolombiya’da, bir önceki ABD Özel Kuvvetler Operasyonları Komutanlığı komutanı William McRaven’ın, [Özel Operasyon Kuvvetleri] takımlarının ülkelere yerleşmesi için ne ABD büyükelçilerine ve hatta ne de ABD Güney Komutanlığına (SOUTHCOM) danışma gereği duyduğu bildirildi… Hatta McRaven bölgesel özel operasyonlar koordinasyon merkezi kurulması için SOUTHCOM’a ya da elçiliğe sormadan Kolombiya ile bir anlaşma yapmaya çalıştı. Sonuca bakarsak McRaven’ın Latin Amerika’daki Özel Kuvvetlere bağlı asker sayısı, genişçe yayılmış bir şekilde 65 bin kişiyi buldu.

HONDURAS ASKERİ ÜSSE DÖNÜŞTÜ

El Salvador’da, Funes hükümeti, ABD’li destekçilerinin çıkarları doğrultusunda yasaların askerileşmesini güçlendirdi. Bu değişiklikler CARSI’nın uygulanmasıyla eş zamanlı gerçekleşti ve ABD militarizminin sonucu olarak görülmelidir. Guatemala’da, geçmişi acımasızlık ve soykırımla anılan Eski Askeri Lider Otto Pérez Molina’nin hükümeti ülkesini daha fazla askerileştirdi.

Aynı şekilde Honduras, ABD askeri kuvvetlerinin Orta Amerika’daki başlıca üssüne dönüştü. Ulusal Halk Direniş Cephesi (FNRP) ve Yeniden Kuruluş Partisi (LIBRE) ABD Koordinatörü Lucy Pagoada 2015’te yapılan bir röportajda şu şekilde açıkladı : (Honduras) ABD tarafından eğitilen ve fonlanan geniş bir askeri üsse dönüşmüş durumda… Hatta orada Güney Amerika Okulları güçleri var… 2009 darbesinden beri yüksek oranda şiddet ve işkence var.

LATİN AMERİKA HALKLARININ SIRTINDAKİ BIÇAK

Elbette bu örnekler genelde ABD’nin askeri varlığının teşhir edilmesi için yeterli olmuyor. Kolombiya ile uzun yıllara dayanan ortaklığının yanında, ABD Ordusu NATO-Kolombiya ortaklığını aracılığıyla pozisyonunu güçlendirmiş durumda. Bu tip gelişmeler NATO-Kolombiya anlaşmasını “Latin Amerika halklarının sırtındaki bıçak” olarak tanımlayan Nikaragua’nın Lideri Daniel Ortega gibi bağımsız liderler tarafından doğal olarak dehşetle karşılanıyor.

ABD’NİN AJANDASI

En nihayetinde, ABD’nin Latin Amerika’daki militarizmi, yükselen bölgesel ortaklıkların ve bağımsızlığın askeri bir şekilde kontrol altına alınmaya çalışılmasıdır. ABD tarafından kontrol edilmeyen ALBA, Unasur, PetroCaribe ve diğer uluslararası kurumların gelişmesi, Washington’da eski arka bahçelerinin avuçlarının arasından kaymakta olduğu gören birçok kişiyi alarma geçirdi. Ve böylece ABD bu gelişmeleri askeri güç ile engellemek için harekete geçti.

Bölgesel gelişmeler de ABD’nin askeri ajandası için kritik nitelikte. Yatırımları aracılığıyla bölgeye gün geçtikçe daha fazla yerleşen Çin ve batı-dışı aktörlerin artan etkilerini kolaçan ederken, Washington, her türlü birleşmeyi de engellemek istiyor. Aslında, ABD Afrika’da, Ortadoğu’da ve Asya Pasifik bölgelerinde ne yapıyorsa Güney ve Orta Amerika’da onu yapıyor: bağımsız gelişmeyi engellemek için askeri blokunu kullanıyor.

Belki de bu emperyalizmin kaçınılmaz bir parçası. Belki de bu İmparatorluğun sönmekte olan etkisinin ve kaybettiği etki alanlarını yeniden kazanmak için yaptığı çaresizce atakların işaretidir. Ama amacını sorgulatmayacak şekilde, ABD açıkça Latin Amerika’daki askeri gücünü pekiştiriyor. Bu, İmparatorluğun kontrolü yeniden kurmasını sağlayabilecek mi ya da basitçe hegemonyasını yeniden kurabilmesi için başarısız olmaya mahkum bir girişim mi? Onu yalnızca zaman gösterecek.

KOLOMBİYA ABD’NİN YAKIN MARKAJINDA

Kolombiya uzun süredir ABD askeri stratejinin merkezinde yer alıyor. Herhalde en bilinen ABD bölgesel programı, Clinton tarafından kurulan ve George W. Bush zamanında genişleyen Plan Kolombiya’dır. Dış işlerinin 2002’de kayıt altına aldığına göre “Clinton yönetiminin asıl ilgisi geniş kapsamlı bir uyuşturucu karşıtı programdan… askeri yardım ve helikopterlere odaklanan bir politikaya saptı.”
Şüphesiz ki plan Kolombiya her zaman askerileşme ve ekonomik çıkarların korunmasıyla ilgili oldu. 2010-2015 arasında Kolombiya’ya verilen askeri, polisiye ve ekonomik yardımları toplarsak, ABD’nin, “Uyuşturucuya Savaş” adı altında, savaş için Kolombiya’ya yaklaşık 3 milyar dolarlık “yardım” yapmış olduğunu görürüz.
Obama yönetimi altında ABD ordusu, Bush tarafından 2008’de kurulan Merida Girişimi ve 2011’de Obama yönetimi tarafından kurulan Orta Amerika Bölgesel Güvenlik Girişimi (CARSI) başta olmak üzere, Clinton/Bush’un yürütme programlarını daha da genişletti. Igarape Enstitüsüne göre, yalnızca CARSI ve Merida’ya 2008-2013 yılları arasında 2.5 milyar dolardan daha fazlası aktarıldı. Bu devasa fonların büyük kısmının askeri ve paramiliter programlara gittiği herkesin bildiği bir sır gibi. ABD bu programların başarı hikayeleri olduğu yaygarasını koparsa da, ABD fonlarının verildiği her ülkede fonlara paralel olarak militaristleşmenin yükseldiği gözlendi.

 

                                                                                              - Eric DRAITSER

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.