1. YAZARLAR

  2. Bayram BOZYEL

  3. 7 Haziran sonrası için olası senaryolar
Bayram BOZYEL

Bayram BOZYEL

Siyasetçi
Yazarın Tüm Yazıları >

7 Haziran sonrası için olası senaryolar

A+A-


7 Haziran’a şurada sınırlı günler kaldı. Mevcut bütün göstergeler, Türkiye’yi seçim sonrası için kısa ve orta vadede bir belirsizlik döneminin beklediği gösteriyor. İster HDP barajı aşmayıp AKP parlamentoda mutlak bir çoğunluk sağlasın, ister aksi bir durum ortaya çıksın, her iki durumda da Türkiye’nin bir türbülansa girme ihtimali yüksek.

Gelinen aşamada Ak Parti, üç dönem iktidar olmanın yol açtığı bir yorgunluk ve yıpranma sürecinin etkilerini yaşıyor. Baştaki değişim iradesini kaybeden Ak Parti şimdi yüzünü orduya çevirerek statüko ile yeni ittifak arayışında. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığa seçilmesinden sonra AKP açısından ekstra iki sorun daha ortaya çıktı. Birincisi, cumhurbaşkanlığa seçildikten sonra da partinin iplerini elinde tutma arzusu, Erdoğan ile AK Parti arasında örtülü bir gerilime yol açtı. Bundan sonra Erdoğan’ın partiyi dışarıdan kontrol etmesi sanıldığı kadar kolay olmayacak. Erdoğan’ın tek adam olma hevesiyle gündeme taşıdığı başkanlık tartışmaları ise parti bütünlüğünü zora sokan diğer bir etken. Başka bir deyişle 7 Haziran’da tek başına iktidar olsa bile, bu, AKP’nin son iktidar dönemi olabilir ve giderek sonun başlangıcına dönüşebilir.

Türkiye’nin yeni dönemde karşılaşabileceği diğer bir senaryo ise koalisyon hükümetlerine muhtaç duruma gelmesi. Elbette koalisyonla yönetilmek bir ülke için kategorik olarak olumsuz bir durum değil. Ancak böyle bir durumun, yeni dönemde ek sorunlara yol açmayacağı, yeni belirsizliklere ve zaman kaybına yol açmayacağı anlamına gelmez.

Özetle 7 Haziran seçim sonrası için tümüyle bir kaos durumundan söz edilmese bile, Türkiye’nin temel sorunları bakımından bir çıkış imkanı da zayıf görünüyor.

Yeni anayasa başka bahara

Türkiye’nin yıllardır ertelenen en temel sorunu hiç kuşkusuz yeni bir anayasa yapımıdır. Kürt sorununun eşitlikçi ve barışçıl bir biçimde çözümü, ordunun siyaset üzerindeki her türlü vesayetine son verilmesi, 12 Eylül darbe rejiminin bütün kurum ve kurallarıyla sonlandırılması, özetle evrensel ölçekte temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir demokrasinin inşası her şeyden önce yeni bir anayasa yapımından geçer. Ancak mevcut siyasi aktörlerin yakın geçmiş pratiğine ve bugünkü tutumlarına bakıldığında önümüzdeki dönemde yeni bir anayasa yapmak imkânsız gibi görünüyor. Çünkü mevcut partilerden hiç birinin bu yönde açık ve net bir iradesi söz konusu değil.

Bilindiği gibi, sonuna yaklaştığımız şu (geçen) yasama döneminin başında yeni bir anayasa yapmak amacıyla dört partinin içinde yer aldığı bir Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Öngörülen dönemde yeni bir anayasa yapma iradesi ortaya çıkmadığı için Komisyon dağıldı. Geçen dönemde dört partinin yeni bir anayasa yapımında uzlaşmak bir yana, çok temel nitelikte olan vatandaşlık tanımında bile anlaşamadıkları görüldü. Daha doğrusu hiçbir parti yeni bir anayasa için kapsayıcı ve çoğulcu bir vatandaşlık önerisinde bulunamadı. Bu konuda getirilen formüllerin hiç biri 82 Anayasası’nın Türkçülüğü esas alan vatandaşlık tanımını aşamadı.

Özetle ister AKP tek başına anayasayı değiştirebilecek bir çoğunlukla iktidara gelsin, ister farklı bir parlamento kombinezonu oluşsun, önümüzdeki dönemde yeni bir anayasa yapımı imkânsız gibi bir şey. Mevcut partilerin hiç birinin gerçek anlamda yeni bir anayasa yapımı için ne bir niyeti ne de iradesi söz konusu. Tabi gerekli çoğunluğa ulaşması halinde AKP’nin yeni bir anayasa paketi ile ortaya çıkması mümkün. Ancak böyle bir şey yukarıda belirtilen sorunlara çözüm getiremeyeceği için, onu yeni bir anayasa olarak nitelemek doğru olmaz. Ak Parti’nin ihtiyaçlarına göre yapılacak bir anayasa en çok mevcut anayasanın rötuştan geçmiş bir hali olabilir.

Öte yandan önümüzdeki dönemde kimi partiler anayasaya ilişkin kısmi değişiklilerde anlaşarak yeni düzenlemelere gidilebilir. Söz gelimi seçimdeki yüzde on barajı ve benzeri konularda yasal ve anayasal değişiklikler gündeme gelebilir. Tümüyle yeni bir anayasa yapımı ise başka bir siyasi konjonktüre kalacak.

(Kürt sorunu ve Çözüm Süreci’nin geleceğini ise bir sonraki yazıda ele alacağım.)


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.