1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. 30 Eylül Paketi ve Nice Paketlere...
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

30 Eylül Paketi ve Nice Paketlere...

A+A-

Otuz Eylül 2013 günü Sayın Başbakan Recep Tayyib ERDOĞAN tarafından açıklanan pakette rijit sayılabilecek bir şey çıkmadı. Ama yine de olumlu ve olumsuz düzinelerce yazı yazıldı, onlarca program düzenlendi ve hala da yazı ve programlar devam etmektedirler ve devam da edeceklerdir. Kimisi milli devlet bölünüyor paranoyasını hırsla seslendirirken, kimisi de bu paketin halkla alay etmekten başka bir şey içermediği noktasında ahkâm kesmeye durdu. Ama ‘yiğidi öldür, hakkını yeme’ deyimi gereğince biz de bir şeyler karalamak ihtiyacı hissettik.

Önce şunu belirtmek istiyorum: Yetmez ama evet noktasında duruyoruz. Evet, doksan yıllık bir cunta anlayışının tarihe karışmasına yardımcı olması hasebiyle; yetmez ama evet diyoruz. Sekülerizmin iliklere kadar işlendiği bir devlet anlayışına yeter demeye doğru bir adım olması münasebetiyle; yetmez ama evet diyoruz. Halkları ayrıştırıcı, hatta düşman kamplara ayırıcı ırkçı anlayışa son verme yolunda çok cılız bir adım olmasına rağmen; yetmez ama evet diyoruz. Devlet içinde bulunan gizli ve kirli ellere engel olmaya, bu gizli elleri bertaraf etmeye yönelik cılız çaba olmasına rağmen; yetmez ama evet diyoruz. Başlamış bulunan bir barış sürecine katkı sağlamaya yönelik ufacık ümitler yeşertebileceği için; yetmez ama evet diyoruz. Nihayet hem halklara ve hem de inançlara yönelik yeni açılımların işaretlerini taşıdığı için bu pakete; yetmez ama evet diyoruz.

Evet, bu paket özellikle Kürt halkı için oldukça eksik, yetersiz ve içeriksiz bir pakettir. Bu paketin yalnız başına hiçbir anlamı yoktur demiyorum ama muhakkak yeni açılımlar ve yeni özgürlükçü düzenlemelerle daha bir anlam kazanacağını ifade etmek istiyorum. Kısaca insani haklar, özgürlükler, görevler, sorumluluklar konusunda bütün tebaasının aynı kefeye konduğu bir sisteme ancak koşulsuz evet denir ve bu türden bir sistemi önceleyen bir paket yeterli olur. Hiç bir etnik gurubun hiçbir hakkının gasp edilmediği bir siyasi sistem yeterli olur. Dolayısıyla Türk halkı nasıl ki her türlü tarihi, kültürel, sosyal, gelenek, görenek, anane ve değerlerini gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak ve hiçbir şart ve kurala bağlı kalmadan yaşayabiliyorsa; gerek Kürtler ve gerekse kendisini ayrı bir etnik yapı olarak gören vatandaşlar da aynı haklara ve özgürlüklere sahip olmalıdırlar. Bu sahip olma durumu; bir kardeşlik bağını, eşitlik bağını, aynilik bağını kuracak, geliştirecek ve güçlendirecektir. Aksi halde birtakım insanların bu saydığımız haklara ve özgürlüklere sahip olması ve diğer taraftan da birtakım insanların bunlardan mahrum bırakılması, mahkûm edilmesi; asla kardeşliğe, birliğe, beraberliğe hizmet etmez. Nitekim şimdiye kadar etmediği gibi, bundan böyle de bu tür tutumların düşmanlığa ve bölünüp parçalanmaya hizmet edeceği muhakkaktır.

Ne kadar gülünç ve ne kadar da ibret vericidir ki; hala devletin kuruluş felsefesini tutturanlar, bir asra yakındır işledikleri cinayetlere hala devam etmek istemektedirler. Artık şunu mutlaka bilmeleri gerekir ki; insanlar devlet felsefesine göre kendilerine çeki düzen vermeyeceklerdir. Hele, hele bu devlet ceberut bir yapı arz ediyorsa, bu hiç olmayacaktır. Ama devlet, insana hizmeti gaye edinmelidir. Ancak insana hizmet etme gayesiyle var olan devlet; yine insanın temel yararı doğrultusunda gereken gelişim ve değişimi bizzat bünyesinde yaşamak zorundadır. Ancak böyle bir devlet, insanıyla beraber gelişebilir ve güçlü olabilir. Çünkü her şeyden kıymetli olan devlet değil, insandır. Devlet ancak insana hizmet eden araçlardan bir araçtır. Dolayısıyla devlet kutsal değil, insan kutsaldır. Devlet, insana değer verdiği ölçüde değer kazanır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, insana temel haklarını veren, ona gerçek değerini kazandıran İslami ölçülerdir. Dolayısıyla inanç özgürlüğü de tam anlamıyla herkese tanınmalıdır. İnancı ve inanç gereği yaşamayı sınırlandıran hiçbir beşeri ölçü kabul edilemez ve kabul edilmemelidir. Zira insanın kişiliğini ve hayatını, fıtratı üzere yaşayabilmesi, kişiliğini olduğu gibi koruyup geliştirebilmesi; inancına bağlı kalması ve inandığı gibi yaşamasına yönelik hiçbir engelin olmamasına bağlıdır.

‘İnsanı yücelt ki devlet yücelsin’ vecizesi devlet büyükleri tarafından bilinen bir gerçektir. Ama ne yazık ki bir asra yakındır insan ve insan onuru bizzat devlet egemenleri tarafından bozuk para misali harcandı; acımasızca çar-çur edildi. Devlet tarafından insan yüceltilmedi; tam aksine alçaltıldı, değersiz kılındı. Ben yirmi beş yıllık bir eğitimci olarak ve hassaten de eğitim ile alakadar olan bir vatandaş olarak; körpe yavruların her sabah ‘Türküm. Doğruyum…’ teranesini tekrarlamalarından içten bir acı, bir sızı duyuyordum.( Hala da nice acı veren durumlar taşımaktadır!!!) Bu anlamsız ve hem insanı, hem de kişiliği aşındıran,  sıfırlayan uygulamanın çöpe atılmasına çok ama çok sevindim. Her sabah yavrucakların onlarca yalanı papağan gibi tekrarlamaları ve kişilik aşınımı yaşamaları olmamalıydı. Önce insanın değeri, haysiyeti, şerefi, yüceliği okutulmalı, öğretilmeli ve yaşatılmalıydı.

Eğitim bu tür anlamsızlıklardan arındırılırken; bundan sonraki adımlarda da devletin eğitim faaliyetindeki yerinin azaltılmasını ve insanın kendisini bağımsız ve etkin bir şekilde eğitilmesinde rol almasının önünün açılmasını temenni ediyorum. Varlığı Türk varlığına armağan olan bir nesil değil, varlığını; hak, adalet, doğruluk, özgürlük, ilim, irfan ve Allah korkusu üzerine bina eden bir nesil yetişmelidir/yetiştirilmelidir. Allah sevgisi ve Allah korkusu olmayan bir nesilden hayır adına hiçbir şey bekleyemeyiz. Gerçek ilim sahibi olma ve gerçek karakterler inşa edebilme amelesi; ancak özgür bir eğitim anlayışı ve insanın fıtratını koruyan, Rabbi ile arasındaki engelleri kaldıran bir eğitim ile gerçekleşebilir.

Daha gerçekçi, daha özgürlükçü ve insana fıtri değerlerini iade eden gerçek paketleri temenni ederek, cümlemiz Allah’a yar ve emanet olalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum