1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. 2009'un siyasi falı…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

2009'un siyasi falı…

A+A-

Geçen yılı, yıl biterken arka arkaya iki yazıyla değerlendirdik. Özetleyelim ve 2009'a geçelim.

2008 yılının iç siyasetteki temel dengeleri şunlardı:

1. Devletin aktörlerinin kendilerini temizleme, yenileme ve tahkim etme ihtiyacı,

2. Ordunun bir adım geri çekilerek meşruiyeti tazeleme girişimi,

3. Siyasi iktidarın kararsız, terdirgin, günlük politikalarla idare eden işletmeci bir tarzı benimsemesi,

4. Aynı siyasi iktidarın çatışma nesnesi olarak medya grupları gibi daha zararsız odaklara yönelmesi ve yeni bir meşruiyet arayışıyla Mart 2009 yerel seçimlerine kilitlenmesi,

5. Sıkışan asker ve sıkışan iktidar arasında bir tür ittifak oluşması,

6. Bu ittifak sonucunda siyasi iktidarın değişimci bir görünüm yerine hemen her konuda askerin tavır ve tarzını benimseyen, destekyen, hatta önceleyen bir tavır izlemeye başlaması…

Özetle 2008, siyasetin toplumsal alanda değil, devlet alanında yaşanmasının, saray kavgalarının önde olmasının yılı olmuştu.

2009'da ülkeyi ne bekliyor?

Bu soru açısından Mart ayında yapılacak yerel yönetim seçimleri ilk ve en önemli durak, belirleyici durak olacak.

Bir süredir siyasi partiler, hatta tüm siyasi aktörler bu seçimlere kilitlenmiş durumda. Siyasi iktidar rutin uygulamalar dışındaki icraatı adeta askıya aldı. AB, reformlar, Kürt sorunu, anayasa meselesi hemen hepsi yeni dönemi bekliyor.

Mart seçimlerinin önemi 2007 ve 2008'de kesif şekilde yaşanan ve her siyasi oyuncuyu ağır biçimde yaralayan çatışma evresinin bir bilançosunu ortaya koyacak olmasıdır.

Bu seçimler, gerçekten de yerel yönetim seçimlerinin sınırı ve çapını aşmaya adaydır.

Siyasi iktidar bu seçimlerde ciddi bir meşruiyet tazelemesi bekliyor.

Muhalefet ise seçimlerin AK Parti'nin inişe başlamasının göstergesi olmasını istiyor.

Şu bize açıktır:

AK Parti Temmuz 2007 genel seçimlerine oranla ciddi bir oy kaybına uğrarsa, erken seçim baskısı ve kapısı açılır, siyasi iktidarın eli daha da tutulur, Türkiye silik ve dar alanda küçük itişmelerle dolu, meşruiyet tartışmalarına endeksli yeni bir evreye girer.

Türkiye'de AK Parti dışında örgütlü, siyasi anlamda taşıyıcı niteliği olan bir siyasi yapı bulunmadığı düşünülürse, bu ihtimal, olumlu istikamette bir değişimden çok, ilk aşamada siyasi alanda bir bölünme, karmaşa ve istikrarsızlık ihtimalini akla getirmektedir.

Ancak öte yandan AK Parti'nin yüzde 40'lara ulaşacak oy alması, bir çok anlamda tazelenmeyi ifade edebilir.

Bizce bu tazelenmenin siyasi iktidarın reformcu politikalara dönüş istimaketinde olması kaçınılmazdır.

Unutmamak gerekir ki, dış dinamikler bu açıdan kayda değer bir değişim gösterecek…

Dış faktörler açısından Obama'nın ABD'de işbaşına geçecek olması, ABD iktidarının özellikle Irak'ta atacağı adımlar, Türkiye'nin bu adımlara ve yeni söyleme uyum sağlama zorunluluğu reformcu yenilenmeyi kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı unsur olarak düşünülebilir.

AB hattında ise Türkiye'ye yakın iki ülke Çek Cumhuriyeti ve İsveç arka arkaya dönem başkanlığı yapacaklar.

Bu durum, yeni müzakere dosyalarının açılması, Türkiye'nin ve siyasi iktidarın yeniden AB'ye yönelmesi için önemli bir imkan sunuyor.

Kıbrıs sorunu ciddi bir mesele olmaya devam edecek olsa da gerek dönem başkanlıkları gerek olumlu bir iklim yeni hamlelerin ve çözüm arayışlarının devreye girmesini sağlayabilir.

Evet, önümüzde iki istikamet var…

Elbet bir de görmediklerimiz, göremediklerimiz var…

İyisi olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.