1. YAZARLAR

  2. Bayram ZİLAN

  3. 2. AK PARTİ DÖNEMİ
Bayram ZİLAN

Bayram ZİLAN

Milat Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

2. AK PARTİ DÖNEMİ

A+A-

Aslında kafamda demlenen yazı “Balkanlar” ile ilgiliydi. Geçtiğimiz aylarda Bosna’ya yaptığım ziyaret sonrası bazı notlar almıştım. Bu hafta sonu da Kosova’daydım. Her iki ülkede gördüğüm “yozlaşmayı” genel hatlarıyla kaleme alacaktım. Ancak Ak Parti’nin Olağanüstü Kongresi’ne hazırlanışına tanıklık edince Balkanlar konusunu bir sonraki yazıya bıraktım.

Kuruluşundan bugüne kadar hep iktidar olmuş, girdiği bütün seçimlerden zaferle çıkmış ve ilk kez “Olağanüstü Kongre” yapan bir partinin kongre için yaptığı “olağanüstü” hazırlıklar, üzerinde durulmayı hak ediyor.

Hazırlıkları bizzat yerinde görmek için kongrenin yapılacağı Arena Kapalı Spor Salonu ve Ak Parti Genel Merkezi’ne gittim.

Her iki yerde de bir düğün hazırlığı var gibi. Sanki parti içerisinden birisi evlenecek gibi, herkeste inanılmaz bir heyecan var. Partililerin gözleri parlıyor.

Türkiye’nin kadim siyasi geleneğinde bu heyecan anormal sayılabilir. Zira kongreye tek adayla giriliyor. Rakip yok, rekabet yok. Sonucu belli bir kongreye girilecek. Ama buna rağmen herkeste muazzam bir heyecan, coşku ve sevinç var.

Oysa Ak Parti Genel Merkezi’nin bulunduğu yerin 1 km aşağısındaki CHP Genel Merkez’inde de birkaç sonra kongre olacak. Üstelik orda birden fazla aday da var. Ama Ak Parti’deki heyecan ve hazırlığın 10’da 1’ini CHP’de ve CHP’lilerde göremiyorsunuz.

Şüphesiz bu tablo Türkiye demokrasisi için hiç iç açıcı bir tablo değil. Çünkü bir ülkedeki güçlü muhalefet ilk önce iktidar partisine, sonra ülkenin tamamına yarar. Muhalefet partileri, en az iktidar partisi kadar önemlidir. Demokrasilerin olmazsa olmazı olan muhalefet, güçlü oldukça varlığını ve etkisini sürdürebilir. İktidarı, demokrasi ve özgürlükler noktasında veya halkın talepleri doğrultusunda sıkıştırdıkça var olabilir veya varlığını sürdürebilir. Bunları yaptıkça “iktidar adayı” olabilir. Ne var ki, bu istikamette seyreden bir muhalefet ile henüz karşılaşabilmiş değiliz.

Ak Parti’yi diğer partilerden ayıran en büyük özellik de teşkilatlardaki bu dinamizm olsa gerek. Sözgelimi kongre salonlarını “düğün salonu” gibi hazırlamışlar. Şölen havası var. Sloganlardan oturma düzenine, yaka kartlarından kimin nereye oturacağına kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Salonda teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanılmış. Sahne düzeni ve salonda kullanılan her şey yeni ve son teknoloji. Koca salonda herkesin oturacağı yer tek tek belirlenmiş. Salonda görevli herkes üzerindeki sorumluluğu eksiksiz biçimde yerine getiriyor. İşte bu “sorumluluk ve adanmışlığın” kökeninde yatan sosyolojiyi irdelemeden Yeni Türkiye’nin kuruluşunu anlamak çok zor.

Kurulduğu günden bu yana sürekli alaşağı edilmeye çalışılmış, kapatılmaktan kıl payı kurtulmuş, kendi liderlerini siyasi yasaklı olmaktan son anda kurtarabilmiş ve meclise gecikmeli olarak sokabilmiş, kendi içinden bir Cumhurbaşkanı çıkarıp köşke göndermek isterken muhtıra yemiş, 367 gibi tarihin en saçma uygulamasıyla karşılaşmış, yapmaya çalıştığı her reformda karşısına onlarca engel çıkmış, akan kanın durması için attığı her adımda çelme yemiş, apoletlisinden cübbelisine her türlü vesayetle karşı karşıya gelmiş ama bütün bu engellemelere rağmen mücadeleyi hiç bırakmamış bir partinin, aradan 13 yıl geçmesine rağmen ilk günkü heyecanını koruyabilmesi gerçekten takdire şayan.

1.Dönem Ak Partililer, hiçbir küskünlük ve alınganlık göstermeden bayrağı yeni ekibe bırakıyor. Kavga, gürültü yok. Herkes isim, şahıs ve kişilerden ziyade, ortak bir ideale hizmet ediyor. Kongre salonunda herkes bir şeyle ilgileniyor. Görevli-gönüllü her bir kişi, bir işin ucundan tutmuş “düğüne” hazırlanıyor. Bütün partililerin gözünün içi parlıyor.

Sayın Erdoğan’ın oturduğu ilçe olan Keçiören’in Belediye Başkanı Sayın Mustafa Ak ile Ak Parti Genel Merkezi’nde karşılaştım. Delege Kartı’nı almaya gelmiş. “Ne hissediyorsunuz” diye sordum: “çok heyecanlıyım” dedi. “Bunlara alışkınsınız, ilk kez kongre yapmıyorsunuz” dedim. “ilk gün ne hissediyorsam, bugün de aynısını hissediyorum, ilk günkü gibi heyecanlıyım” diye cevap verdi. İlk günkü gibi heyecanlı olmanın veya ilk günkü heyecanı diri tutabilmenin “dava bilinci ve şuuru”ndan başka açıklanabilecek bir sebebi olamaz. O davanın özü, “sınırları aşan bir vidan ülkesi olmak” olsa gerek..

Onlar, 13 yıl önce, “yenilere yer vermiyorsunuz, yeniliklere kapalısınız” itirazlarını yükselterek 2001’de yola çıktılar. Aradan 13 yıl geçti, partiyi “yenilere ve yeniliklere” bırakarak gidiyorlar. Bunu yaparken bile düğün havasındalar.

Ortada izah etmekte zorlandığım bir birleşme var. Bu, gelecek kuşaklara demokratik, eşitlikçi, özgür ve müreffeh bir Türkiye bırakmak ideali etrafında gerçekleşen bir birleşme olsa gerek. O yüzden bu partide herkes isimlerden ziyade misyona ve ilkelere hizmet ediyor. O yüzden giden kişi gelen kişiye kırmızı halı seriyor, gül veriyor.

1.Dönem Ak Partililer çok büyük işler başardılar. Eski Türkiye’yi eskide bırakıp yepyeni bir Türkiye’nin temellerini attılar. İsimleri tarih sayfalarına altın harflerle yazıldı. Şimdi ise, İMF’ye borç veren, askerin kışla sınırları içerisine girdiği, milli iradenin yönetimde en üstün irade kabul edildiği, seçilmişlerin atanmışların üzerinde olduğu, barışın ve sivil anayasanın arifesinde olan bir Türkiye’yi 2.Dönem Ak Partililere miras bıraktılar.

Şimdi yeni bir dönem başlıyor. 2. Ak Parti dönemi başlıyor.

Bölgesinde ve dünyada güçlü olan, barışını tamamlamış, bütün farklılıklarıyla kenetlenmiş, geçmiş günahlarıyla, karanlık dehlizlerdeki bütün arşivleriyle, belgeleriyle ve meçhulleriyle yüzleşmiş, bütün mağdurlarıyla helalleşmiş, gasp ettiği herkese gasp ettiğini iade etmiş, 75 milyonu yeni anayasasıyla eşitlemiş, hafızasındaki “makbul vatandaş portresi”ni silmiş, uzak coğrafyalara vicdan elini uzatan, örnek bir demokrasisi olan,  bölgedeki enerjiyi kontrol eden, tam demokratik, bağımsız ve özgür bir Türkiye dönemi başlıyor.

Bu yeni dönem, bütün Türkiyelilere, Mynmar’a, Gazze’ye, Rojova’ya, Mahabat’a, Erbil’e, Doğu Türkistan’a, Uygur’a, Urumçi’ye, Arakan’a, Somali’ye, Saraybosna’ya, Pristina’ya, yakın ve uzak coğrafyalardaki bütün yalın ayaklı mazlumlara ve İslam âlemine hayırlı olsun.

Twitter: @bayramzilan

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.