1. YAZARLAR

  2. Vahap Coşkun

  3. 17 Nisan'a uyanmak
Vahap Coşkun

Vahap Coşkun

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

17 Nisan'a uyanmak

A+A-

Aralık 2016’da AKP’li 316 milletvekilin imzasıyla başlayan anayasa değişiklik süreci, 16 Nisan akşamı nihayetlendi. “Evet” ve “Hayır” blokları arasındaki mücadele, beklendiği üzere, başa baş geçti. “Hayır” % 48.6, “Evet” ise “% 51.4 oy aldı ve değişiklik teklifi kabul edildi.

 

Halkın oylarıyla biçimlenen tablo, siyasi alandaki bütün aktörlere, çok ince mesajlar verdi. Benim ilk bakışta altını çizmek istediğim dört nokta var:

 

 

 

1. Herhalde Türkiye tarihinin en tek taraflı seçim dönemlerinden birini tecrübe etti. Devletin bütün olanakları “Evet” için seferber edildi. Açılışlar, törenler, valilikler, belediyeler, üniversiteler, rektörler, KHK’lar, Eşbaşkanları başta olmak üzere HDP milletvekillerine dönük tutuklamalar, HDP belediyelerine atanan kayyumlar, vergi indirimleri, aflar, borçları yeniden yapılandırmalar, bol keseden dağıtılan krediler, vb. hepsi “evet” için çalıştı.

 

Halkın tamamının parasıyla finanse edilen devlet televizyonu, sayısını bilemediğimiz kadar çok kanalıyla, “evet” için çalışan bir reklam ajansı hüviyetine büründü. “Hayır” tercihini savunan tek bir ses, tek bir nefesin TRT ekranlarına çıkması mümkün olmadı. Kentlerin sokakları, meydanları hep “Evet” afişleri ile pankartları donatıldı, nadir görülen “hayır” afişleri ise yırtıldı, parçalandı. Bazen iş öylesine abartıldı ki, “Hayır” oyunu vereceğini önceden açıklayan Saadet Partisi’nin binasına bile zorla “Evet” pankartı asılmaya kadar vardı.

 

Peki, sonuç? Tüm o tek seslilik yaratma temrinleri, muhalefeti fiili ya da hukuki olarak susturma gayretleri arzu edilen neticeyi yarattı mı? Çok açık ki, hayır; devletin gücüne yaslanarak toplumu tek bir görüşe maruz bırakmak; ne kabul görüyor, ne de kimseyi etkiliyor. Eleştirel bütün sesleri kısan, farklı her fikri “düşman” olarak kodlayan ve kendini bir partinin propagandisti olarak konumlandıran medya, bırakın farklı toplumsal grupları, seslendiği kitleleri dahi ikna etmiyor, edemiyor. Tartışmayan, bir siyasi lideri “kült” ve bir siyasi fikri “dogma” haline getiren bir yayıncılık ve kampanya dilinin bir geleceği yok. Siyasi liderler bunu görmeli, ileriki seçimlerde bu tür tek yanlı,  kontrolsüzlük ve adaletsizlik düşüncesini güçlendiren böyle bir kampanyaya itibar etmemeli.

 

“Bir gece ansızın”

 

Yazının devamı için tıklayın

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.