1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. '13' rakamını hakkeden yıl
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

'13' rakamını hakkeden yıl

A+A-

Zor bir yılın son günündeyiz.

2013 siyasi iktidarın penceresinden kendisine yönelik bir darbeler ve hamleler yılı oldu. Muhaliflerin penceresinden ise iktidarın demokrasiden uzaklaştığı, otoriterliğinin arttığı ve yolsuzluk durağına uğradığı yıl.

Bizim pencereden manzara şöyle:

Muhafazakar dindar kesimde yaşanan bir siyasi farklılaşma, bunun bir çatışma üzerinden seyretmesi, çatışmanın siyasi alan yerine devlet sahasında cereyan etmesi, kullanılan yöntemlerin gayri meşru ve demokratik sınırları zorlayan niteliği ve tüm bunların yol açtığı ağır devlet krizi. Ya da bir cemaat sorunu, otonom bir yapılanmanın hem mevcudiyetinin hem hükümeti sarsmaya yönelik eylemlerinin bir sonucu olarak iktidar kavgası ve devlet krizi...

Ama bu sadece 'yakın manzara...'

Genel olarak bakıldığında yıla damgasını vuran üç önemli hadise bulunuyor. Bunlar 'Barış Süreci', 'Gezi olayları' ve 'yolsuzluk soruşturmaları'dır...

Gezi olayları ve yolsuzluk soruşturmaları (arkasındaki ağır iktidar kavgasıyla birlikte) kriz çağrışımlı, demokratik düzeni zorlayan, demokratik algıyı yaralayan gelişmelerdi. Barış süreci ise inişli çıkışlı seyrine rağmen 2013'ün hanesine yazılacak olumlu ve umutlu anlamlar içeren son derece önemli bir adımdı.

Newruz'da Öcalan'ın mektubunun Diyarbakır'da meydanda okunması, silahlı mücadeleye son açıklaması, buna karşılık devlet tarafından çözüm için gerekli risklerin alınacağı ve adımların atılacağı iması, Türkiye'nin sadece en köklü sorunlarından birisine yönelik bir çözüm hamlesi değildi. Aynı zamanda yeni Türkiye resminin en net çizildiği, çok-kültürlü bir toplum hedefinin netleştiği anlardan birisiydi. Başka bir ifadeyle 2002 sonbaharında başlayan bir değişim ve dönüşüm sürecinin 'doruk' noktasıydı.

O zaman 2013 yılını iki ucuyla ele almakta fayda var.

Bir uçta, tüm otoriteleşme ve şahsileşme tartışmalarına rağmen temelde demokratikleşme fikri üzerine oturan bir değişim sürecinin devamı bulunuyor...

Diğer uçta ise gerek Gezi olaylarının işaret ettiği toplum-devlet arasında yaşanan bir kopukluk krizi ve ürettiği otoriter reaksiyon, gerekse hükümet-cemaat tartışmalarının gösterdiği gibi devlet alanı içinde bir iktidar mücadelesi hali yer alıyor.

Yolsuzluk meselesi ise, dosya içerikleri henüz belli olmamakla birlikte, bir bütün olarak AK Parti iktidarını tanımlayacak ya da AK Parti iktidarında eleştirilecek bir durum düne kadar hiç olmadı, sanırız bundan sonra da olmayacaktır.

Tüm bu gelişmeler ve haller bize önümüzdeki dönemle bazı ipuçları veriyorlar...

İlk ipucu şudur: Kürt sorunu kanayan siyasal ve toplumsal bir yara olarak Türkiye'nin demokratik istikametini, iç öyküsünü derinden belirlemeye devam edecektir. Ve bu sorunla ilgili olarak tutulacak yol gerek siyasi iktidarın performansı gerek Türkiye'deki siyasi iklim açısından mutlak anlamda belirleyici olacaktır.

İkinci ipuçu açıktır: AK Parti döneminde dindarların devlet alanındaki varlığı doğal meşruiyetine kavuşmuştur. Ancak yeni dönemde kişilerin mensubiyeti ötesinde, şeffalıktan azade kimi dini toplulukların devlet alanındaki örtülü otonom bir yapılanmaya gitmeleri, siyasi partivari bir stratejiye sahip olmaları yeni 'politik' bir sorun haline dönüşmüştür. Bu tablo tersine çevrilmedikçe Türkiye, hem devlet içi komplolara, dış müdahalelere açık hale gelecek hem çifte otoriterleşme tuzağıyla karşı karşıya kalacaktır. Otoriterleşmeyi otonom yapının her tür eylemi besleyecektir. Bu dokuya yönelik tedbirler de hukuk sınırlarını ve demokratik teammüleri zorlayacaktır.

Üçüncü ipucuna gelince: Gezi olaylarıyla gündemimize gelen 'katılımcı demokrasi meselesi' ülke siyasetinde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. Gezi, toplumsal zemin olarak, toplum-devlet ilişkilerindeki bir krizi temsil ediyordu. Değişen, zenginleşen, özgürleşen bir toplumun temelde katılımcı demokrasi talebiyle ifade bulan yeni istekleri, ataerkil ve kimlikçi politikalara itiraz ile bunlara soğuk bakan, mesafeli duran, durumu parazitlerinden hareketle farklı algılayan bir siyasi iktidarın 'karşılaşma'sını ifade ediyordu. Bu tür karşılaşmalar önümüzdeki dönemde de yaşanacaktır. Ve siyasi iklimin demokratik niteliği, iktidarın katılımcı demokrasiyi temsili demokrasinin tamamlayıcısı olarak görüp görmemesine yakından bağlıdır.

2014 de zor ve yoğun bir yıl olacak.

Umarız bize barış ve demokrasi getirir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.