1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. 100 yıllık soru: Ne olacak bu memleketin hali?
100 yıllık soru: Ne olacak bu memleketin hali?

100 yıllık soru: Ne olacak bu memleketin hali?

Çözüm Süreci’nde iktidarın hiçbir zaman samimi olmadığını dile getiren Prof. Dr. Doğu Ergil, “Kürd sorununun çözülmesi, Kürdlerin kendi kimlikleriyle Türkiye’de sistemin ortağı olmasıydı. Türk halkı da, yönetimi de bunu hiçbir zaman kabul etmedi” dedi.

A+A-

Sokağa çıkma yasakları, askeri operasyonlar ve gözaltılar sürerken, Ankara’da 5 ay içerisinde 3 ayrı bombalı saldırı gerçekleşti. Türkiye’de bunlar olurken Güney Kürdistan’da bağımsızlık mesajları ve Rojava’da federasyon ilanı haberleri gelmeye başladı. Kürdlere yönelik baskıları, iktidarın tutumunu ve Kürdistan’daki gelişmeleri siyaset bilimci ve akademisyen Prof. Dr. Doğu Ergil, BasHaber’e değerlendirdi.

 

“100 yıllık soru: ‘Ne olacak bu memleketin hali’

 

Prof. Dr. Doğu Ergil, 19. yüzyılın sonlarında Yemen çöllerinde çarpışan genç subayların, Paris’in Şanzelize kahvelerinde buluşan Osmanlı münevverlerinin, Cumhuriyet aydınlarının ve bugünün Türkiyelilerinin hep aynı soruyu sorduğunu belirterek, “100 yıldır ‘ne olacak bu memleketin hali’ diye soruyorlarsa bu memleketin halinde fazla bir değişiklik yok. Türkiye, temel sorunlarını çözebilmiş değil. Bütün toplumsal sorunlar toplumun sorunun çözümüne müdahil olmasıyla çözülür. Birbirleriyle çıkarları uyuşmayan, endişeleri farklı olan; ama aynı ülkede yaşıyor olmak, aynı ülkenin vatandaşı olmak ve tabi ki insan olmak açısından ortak olan insanlar bu farklılıkları bağdaştırarak ortak sorunlara çözüm üretirler” dedi.

 

“Vesayet sürüyor, insanlar ölüyor!”

 

Toplumdaki farklı kesimlerin bir türlü uyuşup, ortak sorunlarına çözüm üretemediklerine dikkat çeken Ergil, şunları söyledi: “Türkiye’deki vasi; bu sınıf, şu kesim değil: Devlet! Devletin toplumun hep üzerinde ve o belirleyici buyurgan yapısında bir farklılık olmayışı Türkiye’deki vesayet sisteminin sonlanmasını hep engelledi. Vasi olan devlettir. Bir zamanlar askerdi, şimdi de iktidar partisi. Çünkü vesayet sürüyor. Vasinin adı ve kim olduğu önemli değil. Devlet dediğimiz kurumu kim yönetiyor, bu önemlidir. İnsanlar ölüyor ‘devlet zeval bulmasın’ deniliyor. Toplum, bu konuda fikrini değiştirmedikçe bu durum devam edecek, devleti yöneten birileri bu soruları bizim adına çözmeye çalışacak; ama bu bizim çözümümüz olmayacaktır.”

 

“Şiddetin üzerine şiddetle giderek sorun çözülmez”

 

Noam Chomsky’nin “Türkiye, karanlık bir noktaya doğru gidiyor. Bunu ancak halk durdurabilir” şeklindeki sözlerini hatırlatan Ergil, halkın çözüm diye benimsediği hiçbir şeyi sorgulamadığını söyledi. Kürdistan’da siyasal bir şiddetin olduğuna dikkat çeken Ergil, şöyle devam etti: “Hükümet bunu daha büyük bir şiddetle bastırmaya çalışıyor. Hükümet, bu şiddeti ortadan kaldırmaktan çok, çapını büyüterek yayıyor. Toplumdan buna bir itiraz yok! Başka bir yol ve yöntem arayışı da yok. Yol ve yöntem aracının varacağı nokta oturmak ve konuşmaktır.”

 

“Hükümetin sorunu çözme niyeti yoktu”

 

Çözüm Süreci konusuna değinerek, süreçte amacın silahların susturulması olmadığını ifade eden Ergil, silahları susturan teşkilatın toplumdan destek görmesi ve PKK’nin görünmez olmasıyla süreci sürdürmeye çalıştığını ifade etti. Hükümetin Kürd sorununu çözme gibi bir niyetinin olmadığını da dile getiren Prof. Ergil, “Kürd sorununun çözülmesi, Kürdlerin kendi kimlikleriyle Türkiye’de sistemin ortağı olmasıydı. Türk halkı da, yönetimi de bunu hiçbir zaman kabul etmedi. O görüşmelerin hepsi silahların susması ve PKK’nın silahlı bir örgüt olmaktan çıkmasıydı. Onun ötesi yoktu. PKK, bu süreçte ne kadar kazanç sağlayabilirse, onu sağlamaya; ikinci aşamada orada pazarlığa başlayabileceğini düşündü” tespitinde bulundu.

 

“Toplum, müzakereyi yenilgi olarak gördü”

 

Öte yandan, toplumun PKK ile müzakere masasına oturulmasını hazzetmediğini vurgulayan Ergil, toplumda barışın farkı bir şekilde algılandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben akil insanlar heyetinde yer aldım. Bizde uzlaşma kültürü olmadığı için, barış karşılıklı müzakerelerin sonucunda varılmış olan bir çatışmasızlık, birlikte yaşama/birlikte yönetme alışkanlığı yok. ‘Koskoca Şanlı Türk Ordusu PKK’ya boyun mu eğdi, ne barışından bahsediyorsunuz?’ diyorlardı. Barışı böyle anlıyorlar. Hele hele PKK’yla barışa varmanın bir ‘utanç’ vesilesi olduğunu düşünüyorlardı. AK Parti’nin de kısa bir süre sonra böyle bir niyetinin olmadığı ortaya çıktı.”

 

“Böyle giderse ayrı yaşam alanları doğacaktır”

 

Ankara’da yaşanan bombalı saldırılara değinerek, bunun bir iç savaş olduğunun altını çizen Ergil, bu savaşı lanetleyerek değil, durum tahlili yapılması gerektiğini söyledi. Savaşın sürekli olarak devam ettiğini, bir tarafı bastırınca bir başka yerde silahların patlatıldığını ifade eden Ergil, “bir taraftan bastırırsanız, öteki taraftan havası çıkar. Kırsalda baskıya uğrayan örgütler, bunu şehirlere yayacaklarını söyledi. Demek ki şehirler havaya uçmaya başlayacak. Bunun sonu yok artık. Ne yazık ki o doyum noktasına gelinceye kadar bu ülkede çok büyük tahribat olabilir. İnsanlar güvenini kaybederler, birbirlerine itimatları hiç kalmaz, yaşama karşı sevinçleri yok olur, bu ülkeye bağlılıkları azalır, birbirleriyle yaşama istekleri yok olur. İç savaşın en büyük tahribatı: birlikte yaşama arzusunu yitiririz. Bir gün o noktaya gelirsek, bu kadar kayba yazık. Eğer o noktaya gelemeden bu ülke birlikte yaşamanın mümkün olmadığı bir ülke haline gelirse o zaman ayrı yaşam alanlar doğacaktır” şeklinde konuştu.

 

“Baas milliyetçiği Kürdlüğü ezemedi”

 

Ergil, Suriye ve Irak’ın diktatör olduğnu ve kurucu ideolojinin bir yansıması olarak milliyetçilik anlayışının söz konusu olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ülkede Baas milliyetçiliği, yani Arap milliyetçiliği var. Bu milliyetçilik, Kürdlüğü bir türlü ezemedi. Ya Kürdleri de içine alan bir birlik doğacaktı. Bu iç savaş bittiği zaman Kürdler herhalde kendileri için bir siyasi ve coğrafi alan isteyecekler. Bu, bağımsızlık biçiminde olmayacaktır, orada da federatif bir yapı olacaktır. Aksi takdirde savaş demektir. Böyle olunca aynı Kuzey Irak’taki özerk yönetim alanı gibi Suriye’de de bir Kürd alanı ortaya çıkacaktır. Bunun Akdeniz’e dayanan bir olasılığı da yüksek. Türkiye’deki yönetimin ve halkın önemli kesiminin tüyleri diken diken oluyor. Onlar için Kürdler, Türkiye’nin Türk oluşu, devletin Türklüğü, hatta Türklüğün safiyeti açısından hep bir tehdittir.”

 

“Türkiye, sorunun çapını karşılamış değil”

 

Ergil, Ortadoğu’da bir Kürd realitesinin varlığına işaret ederek, “Şimdi artık Kürd’e de yeni bir oyunda rol verildi. Bu rol Irak Kürdistanı ile başladı. Suriye’de de başladı. Bir tek Türkiye’de bu yok. Böyle olunca Kürd realitesi nitelik kazanıyor. Raporlarda da söylüyordum, ‘bu sorun bizim sorunumuzdur, diyordum. Bunu geciktirmeyin ve böyle olmasına izin vermeyin’ demiştik. Hala Türkiye, bu işin çapını karşılamış değildir” dedi.

 

‘Bağımsızlık kolay, finansı zor’

 

Güney Kürdistan’daki kazanımlardan söz eden Prof. Dr. Doğu Ergil, Suriye’de de buna benzer girişimlerin olabileceğini, fakat Şam’ın her aman ihanet edebileceğini belirterek, KBY Başkanı Mesud Barzani’nin Tahran ve Ankara’ya rağmen bağımsızlıklarını ilan edeceklerine dair sözleri için şu yorumu yaptı: “Ankara ve Tahran’a rağmen bağımsızlık ilan edilemez. Hem Bağdat’la çatış, hem de Tahran ve Ankara’dan izin alma; bu mümkün değil. Fiili olarak bu gerçekleştirilemez. Bağımsızlığı ilan etmek o kadar zor değil, bunu finanse edip sürdüremezsin. Öte yandan Mesud Barzani’nin en büyük korkularından biri PKK’nın Irak Kürdistan’ı bölgesinde etkinleşmesidir.”

 

“IŞİD Suriye’den çıkar ama bitmez”

 

IŞİD’i Suriye’den çıkarılabileceğini söyleyen Ergil, IŞİD’in yok edilmesinin kolay olmadığını ve IŞİD’in Türkiye’de iç cepheye sahip olduğuna dikkat çekti. Ergil, İŞİD’in Türkiye’de örgütlemesinin olduğunu belirterek, bu örgütlenmelerin uyanması ile Türkiye’nin havaya uçurulabileceğini söyledi. Ergil, Ortadoğu’da Sünni ve Şii ayrımı olmakla birlikte bir Kürd adasının da olacağını dile getirerek, Türkiye’nin bundan korktuğunu söyledi.

 

 

M. Salih Batırhan/ BasHaber

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.